|
DEMiRHiSAR KOYU:
Perkam yani Demirhisar Köyü Rize'nin Çayeli ilçesine bağlı, ulaşımı Çayeli - Rize yolu güzergahı üzerinden Limanköy Mahallesi mevkiinden sağlanmaktadır. İlçeye uzaklığı yaklaşık 12 Km olup yüksek yerleşim yeridir. Köyün değişik yerlerinden bakıldığında deniz manzarası görülmekte. Hatta Cazı dağı denilen mevkiden havanın berrak olduğu bir anda sağınıza dönerseniz Trabzon'u, solunuza dönerseniz Hopa ilçesini görmeniz mümkündür. Köyümüzün tarihi şöyledir. En eski ismi Perkami farsçadan gelmektedir. Farsçada volkan kenarı anlamına gelen Perka daha sonraları Perkam olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde yerleşim yerlerinin isimleri değiştirilirken köyden bir heyet çağırılır. Ve heyete köylerinin yeni isminin ne olmasını istedikleri sorulduğunda heyetin en yaşlısı aşağıda bahsedilen olayı heyete anlatır . . . . . . Mafrat isminde bir eşkıya 1890-1894 tarihleri arasında Rus Krallarından olan Nikola'nın trenini soyar. Buradan çaldığı silahları diyalog halinde olduğu birisinin evinde saklar. Evin sahibi bu silahlardan ikitanesini köyün zenginlerinden olan Hacı Ali Dayı denilen kişiye satar. Hacı Ali Dayı da bu silahları Perkam'da oturan babasına gönderir. Bunu duyan eşkıya Mafrat Perkam köyüne hareket eder ve 7 adamıyla eve baskın düzenler. 3 adamını da gözcü olarak kirazlık denen mevkide bekletir. Eşkıya Mafrat ev halkından silahları ister. Evin eşkiyalar tarafından sarıldığını gören ev halkı dışarı çıkamaz. Mafrat: ''Eğer silahlarımı vermezseniz sabaha kadar buradan ayrılmayacağım'' diye seslenir. Gece sabaha bu bekleyiş devam eder. Sabahın ilk ışıklarınyla evin kadını dışarı çıkar ve Mafrat'a ''...bizde mi dışarı çıkmayacağız - ahırcılık yapmayacağız mi?'' der. ( Ahırcılık; ineklerin yemlenmesi, gübrelerinin temizlenmesi ve sağılması anlamına gelmektedir. ) Bunun üzerine eşkıya Mafrat kadınların günlük işlerini yapmasına bir şey demeyeceğini onun asıl derdinin kendisine ait olan silahları alıp gitmek olduğunu söyler. Bu durumu gören Hacı Ali Dayının babası; hanımı ahıra gitmeden ona komşulara durumlarını anlatmasını tembihler. Kadın bu durumu komşularına anlatır ve tüm köy halkı yarım saat içinde durumdan birbirilerini haberdar ederler ve üç koldan eşkıya Mafrat ve adamlarını sararlar. Köy halkı köyün İmamı olan Kıyıbık Ahmet Hocaya haber salar. Kıyıbık Ahmet Hoca gelir ve eşkıya Mafrat'la konuşur ve ona der ki; "...buradan tek çıkış yolun var, o da bütün adamlarını alıp silahlarını ters çevirip benim peşimden gelmektir." Eşkıya Mafrat buna itiraz eder. Bunun üzerine Kıyıbık Ahmet Hoca Mafrat'a sen burada birkaç kişiyi vurabilirsin ama adamların ve sen bu köyden sağ çıkamazsınız der. Bunun üzerine Mafrat adamlarını toplar silahlarını ters çevirerek hocanın peşinden giderler. Yola devam ederlerken evin hemen arkasındaki viraj sapağında köyün muhtarı Mehmet Büyük ve kardeşleri silahla beklemektedirler. Sessiz sedasız yollarına devam ederler. İkinci sapak olan Taşlık Camiye geldiklerinde orda da bir grup köy halkı beklemektedir. Hoca Mafrat'a döner ve orda bekleyen gençlerden birtanesini işaretle gösterir. "Bak bu benim oğlumdur" der. "Tüm gençler ellerinde silahla beklemektedir." Hoca kimseyle konuşmadan yoluna devam eder. Üçüncü sapağa geldiklerinde artık köyün sınırına varmış bulunmaktadırlar. Diğer köyün sınırlarına girildiğinde hoca Mafrat'a ''burada serbestsin istediğin gibi hareket edebilirsin'' der ve Mafrat'ı serbest bırakır. Bu olayı duyan ilçe heyeti ''Demir gibi birleşmişsiniz bundan sonra sizin köyün ismi Demirhisar olsun'' demiş. O günden sonra burası Demirhisar olarak haritadaki yerini almıştır. Ancak yörede hala PERKAM olarak da anılmaktadır.
|